Aysel Git Başımdan
Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Ölümüm birden olacak seziyorum.
Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Aysel git başımdan istemiyorum.
Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
Dağıtır gecelerim sarışınlığını
Uykularımı uyusan nasıl korkarsın,
hiçbir dakikamı yaşayamazsın.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim.
Benim icin kirletme aydınlığını,
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Islığımı denesen hemen düşürürsün,
gözlerim hızlandırır tenhalığını
Yanlış şehirlere götürür trenlerim.
Ya ölmek ustalığını kazanırsın,
ya korku biriktirmek yetisini.
Acılarım iyice bol gelir sana,
sevincim bir türlü tutmaz sevincini.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim.
Ümitsizliğimi olsun anlasana
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.
Sevindiğim anda sen üzülürsün.
Sonbahar uğultusu duymamışsın ki
içinden bir gemi kalkıp gitmemiş,
uzak yalnızlık limanlarına.
Aykırı bir yolcuyum dünya geniş,
Büyük bir kulak çınlıyor içimdeki.
Çetrefil yolculuğum kesinleşmiş.
Sakın başka bir şey getirme aklına.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim,
ölümüm birden olacak seziyorum,
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.
Aysel git başımdan seni seviyorum...
ATİLLA İLHAN
Sunday, June 24, 2007
ACİL ŞİFALAR...
bahçe kapısından sızdılar...
aralık kalmış neresi varsa hayatımın...
bünyede bastırılmamış ne kadar isyan varsa ordan.
daha asitli bir yalnızlık için
dilek tutuyorum şarkılara,
sıradaki benim şansıma diyorum;
haberler başlıyor birden,
benden, hazin biçimde bahçeden.
kumsalların istenmeyen kaç kum tanesi varsa
önde gideniyim her tazyikli alkışta..
zayii makamında bestelenmiş yazılar kaldı avluda.
gitme diye
yalan bile söylerim,
yerini söylerim
nereye saklamışsan
kal diye!
bu yaz'ı serin tutalım diye
çıplak tenlerde,
geceyarısı tatlı bir soğukluk olsun diye
her sevişme,
aramızdaki her üryan gelişme!
hem gidenedir bu şiir
hem gelecek olana....
O da biraz oyalanıp
gider nasılsa?
hep haberler başlayacak biliyorum,
hangi şarkıyı seçsem şansıma.
şimdi şifa niyetine giriyorum sulara.
mavisine değil denizin.
sade tuzuna.
YILMAZ ERDOĞAN
aralık kalmış neresi varsa hayatımın...
bünyede bastırılmamış ne kadar isyan varsa ordan.
daha asitli bir yalnızlık için
dilek tutuyorum şarkılara,
sıradaki benim şansıma diyorum;
haberler başlıyor birden,
benden, hazin biçimde bahçeden.
kumsalların istenmeyen kaç kum tanesi varsa
önde gideniyim her tazyikli alkışta..
zayii makamında bestelenmiş yazılar kaldı avluda.
gitme diye
yalan bile söylerim,
yerini söylerim
nereye saklamışsan
kal diye!
bu yaz'ı serin tutalım diye
çıplak tenlerde,
geceyarısı tatlı bir soğukluk olsun diye
her sevişme,
aramızdaki her üryan gelişme!
hem gidenedir bu şiir
hem gelecek olana....
O da biraz oyalanıp
gider nasılsa?
hep haberler başlayacak biliyorum,
hangi şarkıyı seçsem şansıma.
şimdi şifa niyetine giriyorum sulara.
mavisine değil denizin.
sade tuzuna.
YILMAZ ERDOĞAN
******
ve cellat uyandı bir gece
dedi tanrım bu ne zor bilmece
öldükçe çoğalıyor insanlar
ben tükeniyorum öldürüldükçe...
dedi tanrım bu ne zor bilmece
öldükçe çoğalıyor insanlar
ben tükeniyorum öldürüldükçe...
YAĞMUR YAĞDIKÇA
yağmur yağdı, güneş açtı
yağmur ıslattı, güneş kuruttu
yağmur kirpiklerimi ıslattıkça
ben kurudum
su içtim...
su içtikçe yağmur yağdı
yağmur yağdıkça ben kurudum
bak yine yağmur yağıyor
yağmur gördükçe bende ıslandım
ıslandıkça hayattan soğudum
bak yine yağmur yağdı
dünya ıslandı
dünya ıslandıkça ben yaşlandım
ben yaşlandıkça unuttum, unutuldum
unuttukça hayat beni umursamadı
hayat umursamadıkça ben umursamadım
ama ben umursamadıkça YAĞMUR YAĞDI...
yağmur ıslattı, güneş kuruttu
yağmur kirpiklerimi ıslattıkça
ben kurudum
su içtim...
su içtikçe yağmur yağdı
yağmur yağdıkça ben kurudum
bak yine yağmur yağıyor
yağmur gördükçe bende ıslandım
ıslandıkça hayattan soğudum
bak yine yağmur yağdı
dünya ıslandı
dünya ıslandıkça ben yaşlandım
ben yaşlandıkça unuttum, unutuldum
unuttukça hayat beni umursamadı
hayat umursamadıkça ben umursamadım
ama ben umursamadıkça YAĞMUR YAĞDI...
Saturday, March 17, 2007
ATATÜRK

Bir rüya görüyoruz
Atatürk'le bizi
Ülke bir yanda insanımız bir yanda
Biz Atatürk'e bakamıyorduk
Oysa sevinmeliydik
Atatürk bize çatık kaşlarıyla bakıp
"Herşey için geç değil
Daha bitmedi...
Onlar önümüzde eğilene kadar
Savaşmaya devam,savaşmalıyız
Bu ülke hepimizin...
Benim sağ kolumda var,sol kolumda
Önemli olan ülke,vatan değil mi?"dedi
Sonra kendimizi savaşta buluyoruz
Savaşıp medeniyete yukarıdan bakıyoruz
Atatürk bize gülümseyerek kafa sallıyor
Atarürk'e bakıp,selam duruyoruz
Bir bakıyoruz hepsi rüya değil,gerçek
Gerçekler ile savaşmışız
HERKES ATATÜRK İÇİN
Ne sağ için, ne sol için
BARIŞ DİKLİ
Atatürk'le bizi
Ülke bir yanda insanımız bir yanda
Biz Atatürk'e bakamıyorduk
Oysa sevinmeliydik
Atatürk bize çatık kaşlarıyla bakıp
"Herşey için geç değil
Daha bitmedi...
Onlar önümüzde eğilene kadar
Savaşmaya devam,savaşmalıyız
Bu ülke hepimizin...
Benim sağ kolumda var,sol kolumda
Önemli olan ülke,vatan değil mi?"dedi
Sonra kendimizi savaşta buluyoruz
Savaşıp medeniyete yukarıdan bakıyoruz
Atatürk bize gülümseyerek kafa sallıyor
Atarürk'e bakıp,selam duruyoruz
Bir bakıyoruz hepsi rüya değil,gerçek
Gerçekler ile savaşmışız
HERKES ATATÜRK İÇİN
Ne sağ için, ne sol için
BARIŞ DİKLİ
Saturday, February 24, 2007
***********************************
Siz ordakiler neden herşeye yorum yapmak zorundasınız?!Neden herşeyi zorlaştırıyorsunuz?!Karanlıkta herşeyi net görebilecekken;neden ışığı açıyorsunuz?!Sonrada o soğuk havada cam kenarına gelip yorum yapıyorsunuz!!!Bilmiyorsunuzki o yorumu yaparken cama nefesinizi verip olup biteni göremediğinizi.Sonrada sıra size gelince o camı kırıp kaçacaksınız,önünüze gerçekler geldikçe kaçacaksınız,kaçarken ayağınıza cam parçaları batacak.Sonra yavaşlayacaksınız Gerçeklerden kaçamayacak hale geleceksiniz.Gerçekler sizi yakalayınca yalvaracaksınız ama nafile.Gerçekler elindeki,sizin gerçeklerinizi,utançlarınızı,o cam parçalarını sırayla size batıracak.Avazınızın çıktığı kadar bağıracaksınız.Ama sesinizi kimse duymayacak.ölmek isteyeceksiniz.Sonra alnınızdan gözünüzün içine bir damla kan gelecek,gözünüz yanacak.Gözünüzü açıp uyandıktan sonra herşeyin bittiğini zannedeceksiniz.Ama sonra düşüneceksiniz bu rüyamıydı,gerçekmiydi???diye.
***KURT AHMED'İN AĞZINDAN***
Çok kıyak adamdı babam
Yarından tezi yok
Kurtulacağım derdi
Şu cahallıktan kurtulacağım a
Ya yerine birşey koyamazsam???
Yarından tezi yok
Kurtulacağım derdi
Şu cahallıktan kurtulacağım a
Ya yerine birşey koyamazsam???
***HAYAT***
Kar yağıyor dışarıda,hava çok soğuk,bir adam çöpleri karıştırıyor.Belki yiyecek,belki giyecek,belkide satacak birşey arıyor.Dışardaki sessizlik yetmiyormuş gibi birde nerdeyse her evin ışığı sönmüş.O balkondaki adamda ne yapıyor acaba??? Bağırıyor.Yanıyorum!Yangın var!diye.Yanıyormu???Oysa aşağıdaki adam üşüyor.Oysa aşağıdaki aşkı değil açlığı,ölümü düşünüyor.Ölüm ona daha sıcak geliyor.Ölüm onu isteyen tek şey.Ama insanlar ve hayat soğuk.Onun için ölmek mutluluk,kurtuluş demek,derken;adam çöpün yanından geri çekilerek ellerini açıp son kez dua etti ve kendini yere bıraktı...Balkondaki adam ise dışarının soğuk olduğunu anlayınca ellerini ovuşturarak,sakince içeri girdi.
Wednesday, January 31, 2007
BEŞ DAKİKA

Hiç bu hayatta amacınızın olmadığını yada amacınızın beş dakika önce avuçlarınızın arasından uçtuğunu hissettiniz mi?Bir anda pembe dünyanız kana bulanır.Ölümü ensenizde hissedersiniz,ama bundan hiç şikayet etmezsiniz.Hatta sizi alıp götürmesini istersiniz.Beş dakika,sadece beş dakika yeter,hayatınızın mahvolması,yaşanılırlıktan çıkması için.Ve yine beş dakika yeter amacınızın geri gelmesi,kan izlerinin pembeleşmesi,ölüm nefesinin uzaklaşması için.Beş dakika,sadece beş dakika yeter tüm bunlar için...
PEKİ SİZ BEŞ DAKİKALRINIZI NASIL GEÇİRİYORSUNUZ?
PEKİ SİZ BEŞ DAKİKALRINIZI NASIL GEÇİRİYORSUNUZ?
BUGÜN
Bugün iki kez yağdı yağmur
İki kez eskidim sanki
İki emre kol kola yaşadım
Biri nergis diğeri mahşer yeri
İki şömine yandı yüreğimde
Birinde ateş diğerinde kül
Ve iki kez aşık oldum
Bundandır olmuşluğum
Sonra bir serüvende ikiye bölündüm
Aklım yaşamaktan yana
Ömrüm hazan aylarda.
İki kez eskidim sanki
İki emre kol kola yaşadım
Biri nergis diğeri mahşer yeri
İki şömine yandı yüreğimde
Birinde ateş diğerinde kül
Ve iki kez aşık oldum
Bundandır olmuşluğum
Sonra bir serüvende ikiye bölündüm
Aklım yaşamaktan yana
Ömrüm hazan aylarda.
Soğuk Ölüm
Soğuk bir kış günü titrek bir mum alevinde masanın başına çökmüş romanının son sayfalarını yzmaya çalışıyordu.Soğuk iliklerine kadar işlemiş,mürekkebi donmaya başlamıştı.Eriyen mum taneleri daha yere düşemeden donuyordu.Yerinden doğrulup son odun parçasını artık sönmek üzere olan ateşe attı.Fazla zamanı yoktu,bunu o da biliyordu.Elleri kalemi tutmaz olmuştu.Son kibritiyle,son sigarasını o soğuktan donmuş elleriyle yakıp,bir nefes çekti ve içinin ısndığını hissetti.Ama göz kapakları ağırlaşmış,bedeni tamamen tutmaz olmuştu.Ölüm artık onun için kapıya dayanmıştı.Bunun farkındaydı elbet,ama ambulansa götürülürken elinde kitabı,yüzünde tebessümü hala duruyordu...
VERESİYE HAYAT
Şu an korkunç bir şeyin farkına vardım.Hayatımın ve ömrümün veresiye olduğunu...
Göğüs kafesim daralıyor yada kalbim büyüyor.İkiside acı veriyor.Bu öyle bir his ki; hayatın hiçbir anlamı olmadığını ,veresiye bir dünyda, veresiye bir bedende,veresiye bir ömürle yaşadığınızı anlıyorsunuz.Bu ödeyemiyeceğiniz bir borç.Bir gün icra memurları gelecek ve yapmaları gerekeni yapacaklar.Karşı koyamayacağız,çalışsakta başaramayacağız.Onlar almaları gereken şeyi alacaklar,veresiye hayatlarınızı...
Göğüs kafesim daralıyor yada kalbim büyüyor.İkiside acı veriyor.Bu öyle bir his ki; hayatın hiçbir anlamı olmadığını ,veresiye bir dünyda, veresiye bir bedende,veresiye bir ömürle yaşadığınızı anlıyorsunuz.Bu ödeyemiyeceğiniz bir borç.Bir gün icra memurları gelecek ve yapmaları gerekeni yapacaklar.Karşı koyamayacağız,çalışsakta başaramayacağız.Onlar almaları gereken şeyi alacaklar,veresiye hayatlarınızı...
Tuesday, January 9, 2007
Subscribe to:
Posts (Atom)

